Söz yaz

ChaoticEnigma

Büyücü
30 Ocak 2021
484
402
63
İnsanın doğası ikiye ayrılır; Toplumsal ve Kişisel.
Kişi, toplumsal olmak yararına olduğu zaman toplumsal olurken, kişisel olmak yararına olduğu zaman kişisel olur.
 

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Hiç kimse acı çekmeden, sıkıntıları aşmadan, çileye tahammül etmeden kendi içinde saklı duran o hazineye ulaşamıyor.
 
  • Like
Tepkiler: ChaoticEnigma

ChaoticEnigma

Büyücü
30 Ocak 2021
484
402
63
Duygular bedeni etkiler. Her duygunun farklı bir etkisi vardır.
Bazı duygular iyileştiricidir. Bazı duygular hasar verir.

Düşüncelerde bedeni etkiler. Hayallerde etkiler.
Yani bedeni etkileyen tek şey dış değil, içte ne olduğu da bedeni etkiler.

İnsanın düşüncelerine göre karar alması örnek gösterilebilir.
Duyguların vücutta reaksiyonlara sebep olması örnek gösterilebilir.

Hayaller, düşüncelere göre daha çok enerji barındırır.
Bu yüzden hayal kurmak düşünce kurmaktan daha zordur ve bu yüzden insanlar genellikte hayal kurmak yerine düşünce kurarlar.

Çok fazla düşünen insanların daha az duygusal olduğu gözlenmiştir.
Bunun sebebi enerjilerini düşünmeye ayırdıkları için, duyguya enerji ayırmamalarıdır.

Hislerin, duyguların, düşüncelerin, hayallerin ve davranışların olabilmesi için enerji gerekir.

Her hangi bir forma girmemiş, kararsız durumdaki enerjilere kinetik enerji denir.
Kinetik enerji bir forma sokularak, kararlı hale getirilerek potansiyel enerjiye dönüştürülebilir.
 
Son düzenleme:

ChaoticEnigma

Büyücü
30 Ocak 2021
484
402
63
Eğitim zeka sağlamaz ancak zeka geliştirebilir veya geriletebilir.

Dünyadaki eğitim sistemleri halkın zekileşmesini sağlayacak yönde oluşturulmuyor.
Halkın bir kısmına bilgiler ezberletiliyor ve bu kesim bilgili aptal araçlara dönüştürülüyor.

Aptallık bir zayıflıktır ve zayıflar daha kolay kontrol edilirler.
 

ChaoticEnigma

Büyücü
30 Ocak 2021
484
402
63
İnsanlar işlerine gelince iyilik edebiyatı yaparlar, işlerine gelince gerçek edebiyatı yaparlar, işlerine gelince kötülük edebiyatı yaparlar.
 

ChaoticEnigma

Büyücü
30 Ocak 2021
484
402
63
Altından veya kağıttan olsun, fark etmez, para hiç bir zaman bir değer değildir.
Para bir ticaret aracıdır. İşçi, Besin, Maden, Mal, Mülk gibi şeyler değerdir.
Yatırımlar değere göre yapılır, değeri olmayan şeylere yatırım yapılmaz.
Para sadece bir kandırma ve illüzyondur.
 

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Para olmasa çek ve senetler olurdu zaten, bunu da nerden anlıyoruz :

Banknot demek, banka notu demektir.

100 dolar, banka notudur. Karşılığı da 100 tane altındır. Altınını garanti altında tutmak için bankanın kasasına koyuyordun eskiden ve yanında sadece bir kağıt taşıyordun ispat olarak. O kağıt bankanın kendi özel kağıdı idi ve sana özeldi. Senden başkası o kağıt ile ișlem yapmıyordu. Taklit te edilemiyordu. Çünkü bilgiler saklanıyordu.

Sonradan o kağıtlar çılgın bir şekilde umuma özel hale getirildi. Tabiri caizse banka notlarına resmen tecavüz edildi. Bugün bildiğimiz banknotlar haline geldiler.

Artik altını değil banka notunu bankada tutuyorsun. Şaka gibi 😄

Yani kağıtlar resmen, ama resmen putumuz oldu. Eskiden tahtadan yontulan heykellere delice bağlanma olurdu. Çünkü bu durumun plasebo etkisi paha biçilemezdi. Sevinç, umut, güç, kötülükten korunma hissi... Şimdi ise aynısını kağıtlar devam ettiriyor.

Birisi bize para mutluluk getirmez deyince, hadi len sevgi karın doyurmuyor diyoruz. Para putumuz oldu ama haberimiz yok.

Parayı değil bereketi istemeyi bilen zaten çok para da kazanır. Çünkü bereket her değere dönüşen bir enerjidir bu alemde paraya da dönüşür. Ama salt para isteyen kişi bereket enerjisinden yoksun ise o kişi para da kazanamaz. Çünkü istediği şeyin evrende de karşılığı yok. Eline para geçse de ilginç bir şekilde elinde tutamaz onu. İlk fırsatta ondan istifade edemeyeceği şekilde bir olaylar zinciri başlar. Evren ya bir hastalik ya bir dolandırıcılık musallat eder ona. Çünkü para elinden çıkmak için yer arıyor. Paranın sende yaptırım gücü karşılığı yoksa ya eline para geçmez, ya da geçer ama karar kılmaz sende. Quantum temelinde herșey ancak kendi doğal sahibine akar. Para da. Eline geçti ama sahibi olamıyorsan, yani onu sirkülasyonda tutamıyirsan, kimin sirkülasyonu dönüyorsa para oraya doğru adeta firar eder.
 
Son düzenleme:
  • Like
Tepkiler: ChaoticEnigma

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Bir uni profesörü sınıfa bir ders vermek istemiş. Derse girmiş ve en çalışkan öğrenciyi tahtaya kaldırıp geçen dersin bir özetini anlattırmış. Son işledikleri dersi güzelce özetlemiş öğrenci. Ama sınıfın yarısından çoğu dinlememiș. Sonra profesör öğrenciden sandalyesinin üstüne binmesini istemiş. Öğrenci binmiș sandalyeye. Profesör bir kere de sandalyenin üstünde özetletmiş geçen dersi. Daha çok kişi dikkat kesilmiş bu sefer sınıftan. Sonra sandalyenin üstüne bir de tabure koymuş. Öğrenciden taburenin de üstüne çıkmasını istemiş. Öğrenci onun da üstüne çıkarak aynı dersi bir daha özetlemeye çalışmış. Ama yere düşmekten korktuğu için konsantre olmaya çalışırken arada cümlelerini birbirine de karıştırmaya başlamış. Yer yer komik yer yer anlamsız izahlar çıkmaya başlamış. Sonra profesör aşağıdan hafif hafif tabureyi sallamaya başlamış ve bizimki artık iyice saçmalamaya başlamış ve herkesin pür dikkat dikkatini çekmeyi başaran profesör dersten ne anladıklarını sormuş sınıfa.


Profesör ne anlatmaya çalışmış?
 
Son düzenleme:
  • Like
Tepkiler: ChaoticEnigma

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Profesör ne anlatmaya çalışmış?

Hayatta yükseldikçe, güç ve mevki elde ettikçe düşme korkusu da oluşur ve o korku, sen o mevkide tutunmaya çalıştıkça sana saçma ve anlamsız şeyler söyletebilir/yaptırabilir. Ağzından çıkanı kulağın duymaz hale gelirsin. Güç ve iktidar sarhoşluğu yaşayanların saçmalamaları bu yüzdendir.

Çünkü :
İnsanların büyük çoğunluğu yere düşme korkusu ile hareket eden, ve korkunun etkisi ile ne konuştuğunu bile bilmeyen kişilere ilgi duyarlar.
 
Son düzenleme:
  • Like
Tepkiler: ChaoticEnigma

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Geminin içi su almadığı müddetçe sonsuz büyüklükteki deniz o gemiyi nasıl ki batıramazsa, siz de zihninize girmesine izin vermediğiniz müddetçe sonsuz zorluklar da sizi yıkamaz.
 
  • Like
Tepkiler: Starss

Dennis

Büyücü
26 Nis 2020
2,419
5,789
113
Nefret, bencillik, kızgınlık, haset, korku, aşırı merak, şüphe, endişe, kötü zan, gibi duygular vücutta fazla miktarda hormon üreterek hormon dengesini bozar; karaciğer, kalp, dalak ve psikolojik hastalıklara sebep olur.

Diğer bir deyişle duygu haritası bozulmadıkça hastalık ta olușmaz.

Kötü duygularını daha onları deneyimler deneyimlemez yenemeyen, hatta belki onları daha da besleyerek büyüten kişi, o duyguların tetiklediği maddi ve manevi hastalıkları yenmeye çalışmakla uğrașacak bir karma yaratır kendine.

Bir süre sonra da sıkıntıların girdabina kapıldıkça daha da olumsuz duygular üretir, olumsuz duygular ürettikçe de maddi manevi sıkıntılarının şiddeti artar. Bu kısır döngüye de "lanetlenme" diyoruz. Yani kendi kendini kurtarmak, kendi işine bile gelmeyecek halde olma durumu. Bulaşıcı bir enerji kanseri hastalığı.
 
  • Like
Tepkiler: ChaoticEnigma
Adblok Algılandı

Lütfen devam etmeden önce adblock/reklam engelleyici uygulamanızı devre dışı bırakın.

Sitemizin yazılım/donanım/servis sağlayıcı giderleri reklam gösterimleri ile karşılanmaktadır.

AdBlock'u Devre Dışı Bıraktım    Hayır Teşekkürler